08 Mayıs 2014, 18:28 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

Asıl Yalancının Adı - Muharrem Yücel (Öğretmen)

Asıl Yalancının Adı - Muharrem Yücel (Öğretmen)

KONUK YAZAR

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş
Bu köşe yazısı 2180 kez okunmuştur

24 Nisan 1915… Türkiyemizin önüne her yıl ısıtılıp ısıtılıp konan bir tarih. Siyasi bir şantaj aracı. Uluslar arası kamuoyuna dayatılmak istenen kışkırtıcı adıyla Ermeni Soykırımını Anma Günü. Asıl olanı ise Osmanlı Dahiliye Nezareti (İçişleri Bakanlığı)’nin Ermeni komitelerini feshedip, İstanbul Ermeni cemaatinin önde gelen 250 ismini Çankırı’ya sürdüğü günün tarihsel karşılığı.

Sözde Ermeni Soykırımı iddiaları özellikle her nisan ayında gündeme getirilerek, ‘tarihimizle yüzleşmek’ bahanesi ile atalarımız soykırım suçluları olarak gösterilmeye çalışılır. Aslında bu yolla önce bizi tarihimizden utandırmak, sonra da onu unutturmak gerçek amaçtır. Peki sözde aydınların da dile getirdiği gibi 1915 yılı; Osmanlı devleti, dolayısı ile Türkler için utanç verici ve özür dilenmesi gereken uygulamaların yapıldığı günler midir? Ermeni iddialarına bakılacak olursa, milyonlarca insan sistematik şekilde katledilmiş, vatanlarından sürülerek kasten ölüme yollanmıştır. Ne acı ki bu hayali bile dehşet olan iddialar üzerinden Ermeni politikacıları hala siyasi rant peşinde koşmakta ve bir milleti başka bir millete düşman belletmeyi hedeflemektedir. Peki ya bu iddialara karşı susulacak mıdır? Hayır.

Öncelikle şunu iyi kavramamız gerekir. Türkler gibi tarih sahnesinde önemli roller üslenmiş ve bölgenin siyasi tarihinin en önemli figürü olan bir milletin böyle iddialara maruz kalması kuvvetle muhtemeldir. Büyük millet olmanın olgunluğu ile olaya yaklaşmalı ve iftiraları kin beslemeden çürütmeliyiz. Öyleyse hadi başlayalım.

İlkin bilmek gerekir ki ‘propaganda’ siyasi bir araç olarak kullanıldığında bırakın Ermenileri; 1930’lu yılların bilim ve sanatta en ileri gitmiş, kültürlü ve çağdaş halkı olan Almanları dahi gözünü kan bürümüş bir savaş makinesine çevirebilir. Bu araç sayesinde koca bir milletin dahi dikkatini istediğiniz yere çekebilir, algısını yönetebilirsiniz.

1915 olayları öncesi Ermeniler de bu acımasız siyasi araç ile dolduruldular ve yüzyıllardır komşuları olan Türklere ‘düşman’ gözü ile bakmaya başladılar. ‘Büyük Ermenistan’ hayali ile yanıp tutuşan Ermeni milliyetçileri bir anda olmasa bile kısa sürede Osmanlı Türklerine düşmanlık besler oldular.

Bu propagandanın yöneticisi ise Rus ve İngiliz emperyalizmleri arasında kime yanaşacağını şaşıran Ermeni Devrimci Taşnaksutyun Partisi (Taşnak Partisi) idi. Bu parti ve bencil yöneticileri yüzünden iki milletin arası açılmış, komşular birbirlerine diş biler olmuştu. Taşnak Partisi ve onun bencil siyaseti yüzünden yazılacak ve bu yazılanları belgelendirecek o kadar çok argüman vardır ki; bırakın içeriğini, isimlerini yazmak dahi gazetenin bu sütununu aşar. Gelin öyleyse bu partinin yanlış siyaseti ve her iki millete de yaşattığı acıların itirafını; üstelik birinci ağızdan, belgesiyle dinleyelim.

İtirafın sahibi Hovannes Katchaznouni (Ovanes Kaçaznuni); 1918 Temmuz ayında kurulan Ermenistan devletinin ilk başbakanı, Taşnak Hükümetini 13 ay kadar yöneten kişi. Bu siyasetçi 1923 yılında Bükreş’te düzenlenen parti konferansında bir rapor yayınladı ve partisinin siyasi yanlışlıklarını dile getirdi. Kendilerini devlet kurma ve yönetme becerisi olmamakla eleştirdi. 1915 olaylarını bir savaş olarak değerlendirdi ve en önemlisi emperyalistlere alet olduklarını itiraf etti.

Rapor basılıp çoğaltılmasının ardından Ermenistan’da yasaklandı ve Avrupa kütüphanelerinden toplatıldı. Peki yok edilebildi mi? Hayır. Taşnakların tüm çabalarına rağmen rapor günümüze kadar ulaştı. Hatta Türkçeye çevrilerek kitap haline dahi getirildi.* Peki Kaçaznuni bu raporda ne gibi itiraflarda bulundu? Saymakla bitmez ama gelin birkaçını size sıralayıvereyim.

Kaçaznuni raporun bir bölümünde soykırım tezini savunanların ısrarla üzerinde durduğu ‘tehcir’ hakkında şunları söyler: “Türkler ne yaptıklarını biliyorlardı ve bugün pişmanlık duymalarını gerektirecek bir husus bulunmamaktadır; sonradan da anlaşıldığı üzere, Türkiye’de Ermeni meselesinin kesin çözümü açısından da bu yöntem en kesin ve en uygun yöntemdi.”

Osmanlı’nın Ermeniler üzerinde saldırı planı olmadığını itiraf eden Kaçaznuni 1915 olaylarının hemen öncesini de şu şekilde anlatır: “1914 sonbaharında, Türkiye henüz savaşan taraflardan birine katılmamış, fakat savaş hazırlıkları içindeyken, Güney Kafkasya’da büyük gürültü içinde ve enerjik biçimde Ermeni gönüllü birlikleri oluşturulmaya başlandı.” Bu gönülle birliklerin yaşattığı katliamlar ve her iki halkın başına getirdikleri acı dolu olayların sonucunda değişmeyen Türkleri hedef gösterme politikasını şöyle özetler: “Kötü kaderden şikâyet etmek ve felaketlerimizin sebeplerini kendi dışımızda aramak acıklı bir durumdur. Bu bizim milli psikolojimizin karakteristik bir özelliğidir ve Taşnaksutyun Partisi de bundan kaçamamıştır.”

Türk tarafının savaşı son çare olarak gördüğünü ise Kaçaznuni şu cümlelerle itiraf eder: “Sınırlarımızda askeri operasyonlar başladığında Türkler bizimle bir araya gelmeyi ve görüşmelere başlamayı önerdiler. Biz ise onların önerisini geri çevirdik. Bu büyük bir hataydı... Savaş ise bir gerçekti. Bir gerçek; affedilemez bir gerçek şu ki biz savaştan kaçınmak için hiçbir şey yapmadık, tersine ona gerekçeler oluşturduk.”

Bir daha hatırlatayım ki bu itiraflar Ermenistan’ın ilk başbakanı ve Taşnak Partisi’nin en üst düzey yetkililerinden birisine aittir. Daha birçok itirafla Taşnak Partisi’ni Ermenileri yanlış yola soktuğu gerekçisiyle eleştiren Kaçaznuni son olarak da partinin kendisini feshetmesi, bunun Ermeniler için en hayırlısı olduğu tezini ortaya atar.

Taşnak Partisi Kaçaznuni’nin bu teklifini dikkate almak şöyle dursun, raporu tarihten silmek için elinden geleni yapmıştır. Gerçekleri gizlemek bu partinin geçmişinde vardır. Bırakın kendini feshetmeyi, günümüzde Ermenistan hükümetinde yer alan bu parti ve zihniyeti; devletimizin ‘karşılıklı olarak arşivlerimizi açalım’ teklifin dahi kabul etmemiştir. Öyle ya bunun gerçekleşmesi halinde insanlığa nasıl ihanet ettikleri gün gibi ortaya çıkacaktır.

Peki her Ermeni bir Taşnak mıdır? Elbette ki hayır. Millet-i sâdıka denen insanlar bir anda gözü kan bürümüş katiller olamaz. Bunun arkasında Taşnakların halkın değerleri üzerinden yaptığı ve de etkili olduğu propagandalar vardır. Tarih sahnesinin en önemli milletlerinden birisi olan biz Türker ise olaylara olgunlukla bakmalıyız. Taşnakların yalan ve iftira dolu propagandalarını büyük milletlere yakışır şekilde, bilimsel olarak cevaplamalıyız. Taşnak iftiraları yüzünden yüzyıllarca birlikte yaşadığımız Ermenilere düşman olmanın hiçbir manası yoktur. Kaçaznuni’yi dinlediğimizde bugün fırsat buldukça önümüze konulan Ermeni iddialarının tez sahibi Taşnak Partisi ve onun beceriksiz ve de bencil liderleri olduğunu hemen kavrayabiliriz.

Umarım şu kısa yazıda zaten bilinen bir gerçeği milletimize iftira atan insanların kendi dilinden nasıl itiraf edildiğini sizlere aktarabilmişimdir. Fakat bu tabi ki de yeterli değildir. İftiraların sonu kanımca gelmeyecektir. Bunların karşısında en iyi duruş, tarihimizi en saf ve gerçek haliyle bilmektir. Bu aynı zamanda Ulu Önderimizin bize vasiyetidir de: Eğer bir millet büyükse, kendisini tanımakla daha büyük olur. (1931)** Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır. (1935)***

* Ovanes Kaçaznuni, Taşnak Partisi’nin Yapacağı Bir Şey Yok, Kaynak Yayınları, İstanbul, Şubat 2014

** (Hikmet Bayur, T.D.K., Türk Dili, Belleten, No: 33, 1938, S.16

***Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar Belgeler, 1950


YORUM YAZ

Cafer EROĞLU
Kıymetli Öğretmenim.Eline Diline Sağlık.Çok güzel bir yazı olmuş.Kısa ama net.Devamını görürüz inşallah.Teşekkürler
GDL
Aslında her şey ortada, değerli öğretmenimize bizleri konu hakkında aydınlattıgın teşekkürlerimi sunarım
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan ŞEREFLİKOÇHİSAR ÇENGEL GAZETESİ hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
 ŞEREFLİKOÇHİSAR ÇENGEL GAZETESİ internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları ŞEREFLİKOÇHİSAR ÇENGEL GAZETESİ Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 


ilancomtr

Emekçioğlu

Ş.K.YEM

Yıldırım İnşaat

Hazır beton

Tekin İnşaat

Muammer'in Yeri




İzinsiz kopyalanamaz.

Adres : Çengel Gazetecilik - Matbacılık Ofset Tesisleri - Ekici Mah Ali Babacan Cad. Koçaş Pasajı No:16-20
Tel :0.312 687 1544
Faks : 0.312 687 1544
Bu site 0.031 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]
fidan haber mat