07 Mart 2018, 13:33 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

Toplum olarak eksiğimiz

Toplum olarak eksiğimiz

MUSTAFA YÜCEL

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş
Bu köşe yazısı 372 kez okunmuştur

Biz Şereflikoçhisarlılar olarak ‘konuşma, tartışma özürlüyüz’ dersem alınıp, kırılır darılır mısınız? Üzülerek belirtmeliyim ki; öyleyiz.

Ekonomisi daralan, sosyal yaşamı sürekli kısıtlanan, verdiği göç nedeniyle nüfusu azalan bir İlçe olmamıza rağmen, bunun nedenlerini araştırmak, olumsuzlukları olumlu yöne, iyiye ve güzele çevirmek için hiçbir çabamız, gayretimiz yok.

Toplumu oluşturan kesimleri temsil eden kurum ve kuruluşlar var. Bunların başında da siyasi partiler geliyor.

Siz İlçemizdeki siyasi parti yöneticilerinin bir araya gelip, her hangi bir konu üzerinde tartıştıklarını, fikir ürettiklerini, görüş teatisinde bulunup, ortak tavır sergilediklerini gördünüz mü? Hayır.

Siz İlçemizdeki meslek kuruluşlarının, kooperatiflerin, sivil toplum örgütleri yöneticilerinin bir araya gelip bir konuyu, bir sorunu görüşüp tartıştıklarına, giderilmesi yönünde ortak bir yöntem belirleyip, bunu uygulamaya koyduklarına tanık oldunuz mu? Hayır.

Bakın, şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri Ülkemizin sınır güvenliğini sağlamak amacıyla sınır ötesinde bir harekat yapıyor. Silahlı çatışmalarda şehit olan, yaralanıp gazilik mertebesine erişen yavrularımız, kınalı kuzularımız var. Afrin harekatına katılanlar arasında Şereflikoçhisarlı gençlerimiz de var.

Yavrularımıza, askerlerimize, mehmetçiğe moral olsun diye bir etkinliğimiz, bir tavrımız var mı?

Örneğin; parti, meslek odası, sivil toplum örgütleri yönetici ve mensuplarını bir araya getirip, bir miting. bir yürüyüş, bir açıklama yapma eylem ve söylemini hayata geçirmeyi düşünüyor muyuz?

Mesele sadece Afrin harekatıyla ilgili de değil.

İlçemizle ilgili, burada yaşayan insanlarla ilgili var olan bir sorunun giderilmesi, getirilmesi gerekli bir hizmetin hayatiyet kazanması için birlikte konuşup, görüşüp, tartışıp ortak bir karar alabiliyor muyuz?

Hepimizin şikayetçi olup, yakındığı, doktor eksikliğinden dolayı gerekli hizmeti alamadığımız bir sağlık sorunumuz var.

Bunun giderilmesi için ne yapıyoruz? Konunun siyasi istismarını yapmanın, geçici çözümleri başarı gibi sunmanın ötesinde getirebildiğimiz bir çözüm var mı?

Toplumsal konularda, sorunlarda siyaset üstü bir tavır sergilememiz, iktidarıyla muhalefetiyle, meslek kuruluşları ve sivil toplum örgütleriyle birlikle tek vücut olarak hareket etmemiz gerekmez mi?

İktidar olarak sunulmayan hizmeti var gibi göstermek, muhalefet olarak sorunun çözümüne destek sunmak varken, toplumdaki mağduriyeti siyasi kazanca çevirmek için sessiz kalmak doğru mu?

İktidar muhalefet bir yana; toplumsal konuları hep birlikte sahiplenip, çözümler için de hep birlikte hareket etmemiz gerekmez mi?

Farklı kesimleri temsil edenler, olaylara duyarsız kalıyorsa bireyler olarak bize, vatandaşa düşen görevler yok mu? Bizi temsil edenlere, yönetenlere karşı itici bir güç oluşturmamız ve onları birlikte hareket etmeye zorlamak konumunda değil miyiz?

Bakınız; bir parti başkanı, belediye başkanı geliyor, bir kaymakam geliyor. Bunların kendilerine göre bir hizmet anlayışı, sorunlarda ve ihtiyaç duyulan hizmetler için bir öncelik sırası var.

Bazı düşünceler geliştiriliyor, projeler hazırlanıyor, belki de girişimler başlatılıyor ve sonrada o kişiler, görevliler değiştiğinde, gittiğinde teşebbüsler  unutuluyor, maddi manevi kayıplarla karşı karşıya kalıyoruz.

Neden? İktidar partisi başkanının, belediye başkanının ya da kaymakamın öncülük, önderlik ettiği girişimlerde geniş kitleler, toplumun tüm kesimleri yer almıyor, harekete katılmıyor. Örnek mi istersiniz?

E-90’nın kenarında vatandaşın bağışladığı bina Sosyal Dayanışma ve Yardım Vakfı tarafından Yaşlılar Yurdu olarak restore ediliyor, mefruşatları alınıyor, hizmete hazır hale getiriliyor, bu işe öncülük eden Kaymakam Cengiz Gökçe tayin olup gidince  her şey ortada kalıyor.  

Eski hastane rehabilitasyon merkezi yapılacak deniliyor, uzun süre el vurulmuyor, fuhuş ve balicilerin yuvası oluyor, sonunda yıkılıyor.Tuzgölü parkı oto parka çevriliyor, sonradan kültür merkezine dönüşüyor. Atatürk parkı; kimselere danışılmadan bir pazar yeri, bir park oluyor, bir havuz yapılıyor, sonradan havuz doldurulup, çiçeklik oluyor. Bu değişimlerde vatandaşın görüşüne başvurulmuyor.

E-90’da üst geçit yapılıyor, kullanılmıyor. Yıkılıp alt geçit yapılıyor, alt geçitte kullanılmıyor, yeniden üst geçitler yapılıyor ama ancak fotoğraf çektirmek için kullanılıyor.

“3 bin kişiye istihdam alanı yaratacak” diye propaganda malzemesi olan tuz üretip alanları kapatılıyor, müteşebbisler trilyonlarca lira zarara uğruyor, kimsenin gıkı çıkmıyor.

Tren yolu, hava alanı, zırhlı birliklerin taşınması gibi düşünceler sahibiyle var olup, sahibi gidince yok oluyor. Çünkü hiç bir hizmet ve projede geniş yığınların fikri alınmıyor, katılımı sağlanamıyor, bireyler tarafından sahiplenilmiyor.

Oysa sorunlara çözüm istiyorsak, önce kendimiz sahiplenecek, sonrasında temsil makamındakileri birlikte harekete zorlayacağız ki başaralı olabilelim.


   8 Mart 2018


YORUM YAZ

kemal
Tabiki bu bir egitim meselesi,ihtiyaca cevab verecek eleman yetistirmek,,size bir örnek veveryim 1960 li yillarda cogunlugu kirsal bölgelerden olusan bir milyon civarinda,Türk vatandasi almanyada calismaya basladi Zaman zarfinda ailelerini yanina Alan bu insanlarin ikinci generasonu alman okullarinda alman cocuklariyla ayni siniflarda ayni imkanlarla okumaya basladi,bu bircok dallarda hatta üst düzeylerde görev aldilr,alman arkadaslariyla ayni verimi veriyorlar,cok basari olanlarida var,,,en az almancanin yaninda ikinci dili biliyorlar,ayni maasi aliyorlar ayni verimi veriyorlar,,,torunlarim Ankara gibi bir yerde 5 yillik ünüverisite bitirdiler ama yabanci lisan bilmiyorlar,mesleginide randuman verecek düzeyde ögrendiklerini sanmiyorum.diyecegim su Devlet baba kulagini ve gözünün acmali egitim düzeyini dünya ölcülerine ecvab verecek düzeye cekmeli
bana göre bi is bir Devlet politikasidir,illada yetismis teknik eleman.yani sorun yukarlarda diyorum.
Sereflikochisar gibi kalkinmadan nasibini almamis türkiyede yüzlercesi var hatta daha peteride var.
para babalari kesin sonuc alacak alanlara paralarini yatirirlar,yoksa hatir gönül icin kimse yatirim yapmaz.eskide Devlet baba yatrim yapiyordu oda yoruldu artik ben bu iste yokum para bende girisimci sen olacaksin dedi,girisimcide kili Kirk yararak istedigi yerlere yatirimini yapiyor,mesela sereflikochisar ve civarinda tavukculuk gelismemis bu firmalarda buralardan uzak duruyorlar.Tabiki Devlet baba parayi verirken sartinida koyabilir sana parayi verecegim ama benim tesbit ettigim yerler var bu paranin suralara yapacaksin,senide kontrol edecegim der yatirimlarin önü acilmis olur,bu is Mustafa yüceli ve cengelini asiyor Belediyeyide bir yerde asmis oluyor.
Yetismis personel isin özüdür günün sartlarina cevab verecek eleman yetistirmek oda su an istenilen düzeyde degil,yani bu bir egitim neselesi mevcut imkanlarla kaliteli girisimci yetistirmek bu iste yine Devlet babaya düsüyor.
Yunus Erdoğdu
Şahsi kanaatim Şereflikoçhisar'ın siyasetçilerden bağımsız, herk kesimden kanaat önderlerinin bulunduğu bir istişare heyetine ihtiyaç var. Bunun içerisinde, esnafın ileri gelenleri, eğitime ömür vermiş bir kaç eğitimci varsa akademisyen daha iyi olur, emekli: diplomat, bürokrat, asker.. medyacı gibi bunlar kamuoyu yoklaması ile bilinir bir araya gelir belli periyotlarla istişare eder gündemi değerlendirir ve çözüm önerilerinde bulunur. Bu sayede bir değişim başlayabilir.. Bu fikir icara aşamasına geldiğinde kamuoyu yoklaması ile akil kişiler seçilebilir.. nitelikli çok yetişmiş insanımız var istifade edemiyoruz.
mustafa bey burada basının da büyük eksikliği var.bugün basın dördüncü güç olarak adlediliyor.sizler bu konuda neler yapıyorsunuz,belediye başkanına mı,kaymakama mı,parti başkanına mı,stk lara mı bir şey dediniz ,yazdınız.gazeteler bile çıkarına göre hareket ediyor.belediye başkanını bir gazete sahipleniyor aleyhte yazı yazılmıyor,soru sorulmuyor,bir diğeri olmadığı yapıyor.mesela manşetten ey belediye başkanı beşinci yılına gireceksin,tekrar aday olmak için yapmadığın yok ,şereflikoçhisar için beş yılda paslı bir çivi çaktın mı diyesordunuz mu.parti başkanına hadi bakalım yeni geldin yeni testinin suyu soğuk olur ilçemizin kalkınması,nüfus göçünün önlenmesi için ne yaptın dediniz mi.olmaz çünkü onu da bir başka gazete sahipleniyor.stk ların ayrı ayrı gazeteleri var.hasılı şereflikoçhisar tam bir kaos,tam bir çıkmaz sokak.malesef buradaki kalbur üstü insanlar tamamen çıkar odaklı hareket ediyorlar.buna zenginlerimiz de dahil.kimse elini taşın altına koymuyor.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan ŞEREFLİKOÇHİSAR ÇENGEL GAZETESİ hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
 ŞEREFLİKOÇHİSAR ÇENGEL GAZETESİ internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları ŞEREFLİKOÇHİSAR ÇENGEL GAZETESİ Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

ilancomtr

Emekçioğlu

Ş.K.YEM

Tekin İnşaat

Yıldırım İnşaat

Hazır beton

Muammer'in Yeri




İzinsiz kopyalanamaz.

Adres : Çengel Gazetecilik - Matbacılık Ofset Tesisleri - Ekici Mah Ali Babacan Cad. Koçaş Pasajı No:16-20
Tel :0.312 687 1544
Faks : 0.312 687 1544
Bu site 0.063 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]
fidan istanbul ankara nakliyat otomatik garaj kapısı replika saat