11 Kasım 2015, 14:35 - Anasayfa // Bayramlar ve Önemli Günler Haberi yazdır

Üsteğmen Vedat Korkmaz

Üsteğmen Vedat Korkmaz

Büyük Kurtarıcı Mustafa Kemal Atatürk’ün 77. ölüm yıldönümü nedeniyle...


Büyük Kurtarıcı Mustafa Kemal Atatürk’ün 77. ölüm yıldönümü nedeniyle O’nun Askeri Kişiliğiyle ilgili Üsteğmen Vedat Korkmaz’ın yaptığı konuşma

Sayın Kaymakam, Sayın Komutanım, Sayın Belediye Başkanım, Değerli Konuklar ve Değerli Öğrenciler;

Şimdi, sizlere 20’nci yüzyılın askeri dehası ve Türk Ordusunun değişmez başkomutanı, Ulu Önder ‘’ATATÜRK’ün Asker Kişiliği’’ konulu takdimimi arz edeceğim.
Mustafa Kemal ATATÜRK “Amaç Türk milletinin şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Şerefli bir yaşam için önce özgürlük ve bağımsızlık gereklidir” diyerek
Türk milletini yok etmek azminde olan düşmanlarına karşı, bir ölüm-kalım mücadelesi başlatan, bu mücadeleyi başarıyla sonuçlandıran bir liderdir.

Bir milleti yok etmek için çağın tüm teknolojisinin seferber edildiği 1919-1922 yıllarında bağımsızlık aşkıyla ortaya atılan, o ateşten gömleği sırtına geçiren bir kişinin her şeyden önce milletin içinden çıkması, onu sevmesi, güvenmesi ve milleti için ölümü göze alabilecek bir karakterde olması gerekmektedir.
Bu niteliklere ve üstün liderlik özelliklerine sahip olan Atatürk, Kurtuluş Savaşı ile askerî alanda milletin tüm kaynaklarını seferber ederek bütün milleti milli birlik ve beraberlik içinde mücadeleye sevk etmiştir.

Çoklarının her şeyin bittiğini sandığı, ümitsizlik selinde boğulmak üzere olduğu bir dönemde, her türlü imkânsızlığa ve aydınlar arasındaki fikir ayrılıklarına rağmen; milli mücadelede, bütün girişimlerinde millet sevgisine dayanan, kudretli kişiliğe, gerçeği seziş ve ikna kabiliyetine sahip ATATÜRK, milli birliği temin ederek, toplumu bir ideal etrafında toplayan karizmatik ve eşsiz bir liderdir.

Trablusgarp’ta İtalyanlara karşı kahramanca mücadele etmiş, Balkan Savaşında Edirne’nin Bulgarlardan geri alınışında önemli hizmetler yapmış,

Genç yaşında Çanakkale Savaşları’nda  “Anafartalar Kahramanı” Mustafa KEMAL, komutasında bulunan Mehmetçiğe “ Ben size taarruz etmeyi emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde, yerimize başka kuvvetler ve komutanlar gelebilir.” emrini vererek onlara kahramanlık aşılamıştır.

Atatürk’ün kişisel cesaretini Alman General Herr KASNEGESSER şu şekilde ifade etmiştir: ‘’Sürekli ateş altındaki diğer subaylar ve askerler ile konuşuyor, böylece ilk elden bilgiye sahip oluyor, araziyi incelemek için sık sık siperlerden çıkıyor ve hatta kolordusunun da ötesine geçerek, tehlikeli bölgelerde incelemeler yapıyordu. Kimi zaman saldırılarda en ön sırada yer alıyordu.’’
O’nun bu cesaretinin kaynağı,  kendi deyimiyle, ‘’Muharebede yağan mermi yağmuru, bu yağmurdan ürkenleri, ürkmeyenlerden daha fazla ıslatır’’ inancıdır.    

Yine Çanakkale’de 3 Ağustos 1915 tarihinde cereyan eden muharebelerde kuzey grubu bölgesinde durum karışıktır. 9’uncu Tüm.K. yaralanmıştır. 16’ncı Tüm.K. zor durumdadır. Düşman Conkbayırı istikametinde ilerlemektedir. Bazı birlik komutanları ona rapor vermeye başlamıştır.

Yarbay Mustafa KEMAL, Ordu Kurmay Başkanını arar, durumu bildirir ve tedbir alınmasını ister. Ancak, Ordu hiçbir tedbir almamış Conkbayırı’nda durum çok daha kritik bir hal almıştır. Mustafa KEMAL tekrar Ordu Kurmay Başkanını arayarak durumu izah eder.

Kurmay Başkanının: Çare kalmadı mı? Sorusuna,
Tek bir tedbir kalmıştır. “Komuta ettiğiniz bütün birlikleri benim komutam altına vermenizdir.’’der. Durum Ordu Komutanı Alman Gen. Liman Von SANDERS’e iletilir.

Mustafa KEMAL aynı gün Anafartalar Grup Komutanlığına atanır.
Görülüyor ki Tümen Komutanı Yarbay Mustafa KEMAL sorumluluk almaktan çekinmeyen, daha üst seviyede görevleri yürütmeye talip olan inisiyatif sahibi ender komutanlardan biridir. Bilindiği gibi Çanakkale Savaşı Birinci Dünya Harbi’nin zaferle sonuçlanan tek cephesidir.

ATATÜRK, bir askerdeki en önemli özelliğe, kazanma inancına sahipti.  O düşmanı yeneceğini biliyordu. İstanbul’da işgalci İngiliz donanmasını görünce “Geldikleri gibi giderler. “sözüyle bunu belirtiyordu.

ATATÜRK, Çanakkale Muhaberelerinden sonra bütün yurtta ve dünyada artık bir kahraman olarak tanınmış bulunuyordu.
Özellikle İstiklal savaşımızda yarattığı destanlar, Başkomutan Gazi Mustafa KEMAL Paşa’nın askeri alandaki dehasının kanıtları olmuştur.

1921 Temmuz ayı İstiklal Savaşının çok hareketli bir dönemidir. Kütahya Eskişehir muharebeleri sonucu ordu Eskişehir doğusuna çekilmek zorunda kalmış, beliren bu kritik durum karşısında Mustafa KEMAL cepheye giderek durumu değerlendirir ve ordunun Sakarya Nehrinin gerisine çekilmesi emrini verir.

Bu karar fevkalade stratejik bir karardır. Zira hem ordu 100-150 Km. geriye çekilmekte ve hem de bu kararın milletin ve Büyük Millet Meclisinin morali üzerinde menfi etki yaratacağı aşikardır.
Ama O, olumsuz gerçekler karşısında asla yılgınlık emaresi göstermemiş ve aklın gereği ne ise onu yapmıştır.

Beliren bu durum karşısında Mustafa KEMAL’in Başkomutan olması istenir ve 5 Ağustos 1921’de kabul edilen bir yasa ile kendisine Başkomutanlık verilir. Sorumluluk almaktan çekinmeyen, Milli iradeye her zaman saygılı olan ATATÜRK, bu karardan sonra ordunun maddi ve manevi gücünü süratle artırmak ve en yüksek seviyeye ulaştırmak için üç ay müddetle Meclisin sahip olduğu yetkinin kendisine verilmesinin zaruri olduğunu görmüştür. 

Sakarya savaşında çok kritik anlar yaşanır. Bazı birlikler savunma mevzilerini bırakmak zorunda kalır. Bunu gören Mustafa KEMAL bütün orduya şu emri verir;

 “Hattı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanı ile sulanmadıkça terk olunamaz.’’
Bilindiği gibi 22 gün 22 gece süren çok çetin bir muharebe sonunda zafere ulaşılır ve düşman çekilir.  
Birinci İnönü Muharebesinden Sakarya Meydan Muharebesinin sonuna kadar, bugün bile küçümsenemeyecek bir derinlikte, stratejik savunma yapılmıştır.

26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz 30 Ağustos’ta meydan muharebesine dönüşmüştür. Yine burada Gazi Mustafa KEMAL Paşa’nın, tarihe mal olan, “Ordular İlk Hedefiniz Akdeniz’dir.  İleri” emrini vermesinden sonra icra edilen başarıdan faydalanma harekâtı ile 9 gün sonra, düşman İzmir’de denize dökülmüştür.

Afyon’dan İzmir’e kadar 500 Km.lik bir derinlikte yapılan bu stratejik taarruz, siper harbine dönüşmeden sonuçlanmıştır.

Uzun süren ve çok çetin geçen bu savaştan sonra esir düşen Yunan Başkomutanı TRİKOPİS büyük önderin karşısına getirildiği zaman, O’nu dostça karşılayan Mustafa KEMAL’e; Türk taarruzunun çok iyi gizlenmiş olduğunu söylemiş ve Yunan ordusunun düşmüş olduğu durumu şöyle anlatmıştır.
“O zamana kadar toplarımızı çok az kullanarak geri çekiliyorduk.  Fakat sırtımızı yamaca dayadıktan sonra, kıpırdamamıza imkân kalmamıştı. O sırada işleyemez bir darlığa geldik. Ancak elimizdeki tüfekleri kullanabiliyorduk. Sonunda bir an geldi ki tüfeklerin bile işlemediği bir darlığa düşürüldük. Süngüler parlamaya başladı. Arkamız önümüz her yanımız süngü! Böylece artık iş bitmişti. Atımı bile bulamıyordum. Yaya olarak ormanlar içine düştük ve şimdi buradayız.”

Peki, paşam siz bu harbi nereden idare ediyordunuz? “
Büyük önderin verdiği tarihi cevap ise O’nun farklılığını gözler önüne sermektedir.
“İşte tam o süngülerin parladığını söylediğiniz yerde, askerlerimin yanında idim. Harp böyle kazanılır. Yoksa 550 kilometre uzakta durup gözle görülüp hüküm vermeksizin, bir harita üzerinde pergelle ölçülerek yattan idare edilmez.”

9 Eylül 1922’de Türk orduları, Yunan ordularını İzmir’den denize dökünce İngiltere Parlementosu karışır. İşçi Partisi Lideri Marc DONAL kürsüden haykırarak;

-‘’Nerede Başbakan Lloyd GEORGE? Bize ne söz verdi. Sonuç ne oldu.?
- Hani Boğazlar bizim olacaktı? Hani Anadolu paylaşılacaktı?
- Bunların hiçbiri olmadı. O kadar para gitti ve insan zayiatımız oldu. Gelsin bunların hesabını versin’’ dediğinde;

Lloyd George yavaş yavaş kürsüye geçer ve; “Arkadaşlar asırlar pek nadir olarak dahi yetiştirir, şu talihsizliğe bakın ki o büyük dahiyi asrımızda Türk Milleti yetiştirdi. Mustafa KEMAL’in dehası karşısında elden ne gelir’’ dedi ve kürsüden indi.   

Ulu önder rütbelerinin hemen hemen tamamını muharebe meydanlarında almıştır.
Özellikle Türk İstiklal harbinde Ordu – Millet bütünlüğü içinde topyekûn bir harbin, tüm özelliklerini yansıtan mücadeledeki dâhiyane liderlik vasıfları, onu bir asker olarak abideleştirmiştir.

Atatürk’ün farklılığını Faruk Nafiz ÇAMLIBEL, şu şekilde ifade ediyor: “Türk tarihinin asırlardan beri asık duran yüzüne ilk gülümsemeyi işleyen, gözyaşlarını silen ve onun gözlerine en aydınlık nüfuzları işaret eden kudretli el onun elidir.”  

O, liderliği ile öldüğü sanılan bir milletten yeni idealler uğrunda yaşamasını bilen, çağdaş bir millet yaratmıştır.

Bugün Türk Milleti, onun açtığı bu yolda yürürken liderinin ayak izlerini takip etmekte ve Ata’sıyla her zaman gurur duymaktadır.

Ömrünün çoğu savaş alanlarında geçmiş, yıllarca harple iç içe yaşamış bu büyük komutanın dünya tarihinin belli başlı büyük komutanlarından ayıran en önemli özelliği şu sözlerle anlamını bulan barışseverliğidir.

“Harp zaruri ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikede olmadıkça harp bir cinayettir.”
O’na göre ordu vatanın koruyucusudur ve “Ordunun görevi vatanı çiğnemek isteyen düşmana karşı ayağa kalkmaktır.”

Sayın Kaymakam, Sayın Komutanım, Sayın Belediye Başkanım, Değerli Konuklar ve Değerli Öğrenciler;

Bütün varlığını, servetini, dehasını ve deneyimini Türk Milletine vakfeden seçkin devlet adamı ve dahi asker yüce ATATÜRK’ün, bizlere miras bıraktığı eserlerini daha ileriye taşıma azim ve kararlılığı içerisinde manevi huzurunda saygı ile eğiliyorum.

Ne mutlu bize ki ATATÜRK gibi bir liderimiz var.
Ruhun Şad olsun, yüce Atam.

Arz ederim.



                         12 Kasım 2015



Yönetici tarafından yazılan bu haber, 3333 defa okunmuştur.


YORUM YAZ


BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan ŞEREFLİKOÇHİSAR ÇENGEL GAZETESİ hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Bayramlar ve Önemli Günler Haberleri

Tümü

ilancomtr

Emekçioğlu

Ş.K.YEM

Tekin İnşaat

Yıldırım İnşaat

Hazır beton

Muammer'in Yeri




İzinsiz kopyalanamaz.

Adres : Çengel Gazetecilik - Matbacılık Ofset Tesisleri - Ekici Mah Ali Babacan Cad. Koçaş Pasajı No:16-20
Tel :0.312 687 1544
Faks : 0.312 687 1544
Bu site 0.078 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]
fidan Şehirler arası nakliyat istanbul otomatik garaj kapısı evden eve nakliyat replika saat