28 Ekim 2020, 16:47 - Anasayfa // KORİDOR Haberi yazdır

Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun

Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun

Önce bağımsızlık… Trablusgarb ve Balkan Savaşlarıyla felaket yakalanan Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı ile de tam anlamıyla çöküş haline girmişti.



Önce bağımsızlık…


Trablusgarb ve Balkan Savaşlarıyla felaket yakalanan Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı ile de tam anlamıyla çöküş haline girmişti. Müttefikleriyle beraber yenilgiye sürüklenen geçmişin haşmetli devleti, askerî ve siyasi olarak tam bir yıkıma uğramış, topraklarının yüzde doksanını kaybetmişti. Savaşın sonunda bütün idari ve ekonomik sistemine el konulmuştu. Ordusu da terhis edilince artık sona gelmişti.

Bu büyük savaşın ölüm derecesindeki sonuçlarını Türk milleti kabul etmedi. Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının başlattığı Türk İstiklal Savaşı, 9 Eylül 1922’de İzmir’e girişle başarıya ulaştı. Bir diriliş hareketi olan İstiklal Savaşı’nın başlıca mücadele söylemi “vatanın ve milletin tam istiklali” ve “ya istiklal ya ölüm” idi. Bu istiklal prensipleriyle eşdeğer bir başka temel ilke de “Kuvâ-yı milliyeyi âmil, irade-i milliyeyi hâkim kılmak esastır.” prensibiydi.

Lozan sonrası Cumhuriyet’in ilanı…

24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması imzalanmış, yeni Türk Devleti’nin bağımsızlığı kabul edilmişti. İkinci dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin toplanmasından 2 ay sonra 13 Ekim 1923’de Ankara Türkiye Devleti’nin Hükümet Merkezi oldu.

Artık, mevcut rejimin isminin de bütün açıklığı ile konulması, yeni devletin başkanının seçilmesi gerekiyordu. O güne kadar Devlet Başkanlığı görevi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olarak Atatürk tarafından yürütülmüştü. Diğer taraftan bazı yabancı ülkeler de Lozan Antlaşması’nı onay için Türkiye’deki yeni devlet rejiminin daha açık şekilde belirlenmesini istiyorlardı. Bu sıralarda, 27 Ekim 1923’te İcra Vekilleri Heyeti’nin istifası ve Meclis’in güvenini kazanacak bir kabine listesinin oluşturulamaması da bu soruna ivedi bir çözüm gerektirdi. İşte, iç ve dış şartların doğurduğu bu gelişmeler sonucu 29 Ekim 1923 akşamı cumhuriyet ilân edildi. Bu suretle yeni devletin yönetim biçimi bütün açıklığı ile ismini almış oluyordu.

Cumhuriyetin ilânı ile “Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir” kuralı, artık devlet yönetiminde, en belirgin şekliyle yerini alıyor; demokrasiye giden yol daha aydınlık olarak çiziliyordu.

Atatürk, cumhuriyeti ilân ederken demokrasinin bütün kurallarının zamanı geldikçe uygulanması görüşünde idi. Türk milletinin, siyasal haklarını dilediği gibi kullanması, memlekette çoğulcu demokrasinin işlerlik kazanması, onun baş amacı idi. Nitekim çok partili döneme geçme ile ilgili Atatürk döneminde yapılan iki büyük deneme, bu hususu göstermektedir; ancak çağdaşlaşmayı amaçlayan büyük devrimlerin yapıldığı bu dönemde, muhalefet partileri iyi niyetlerine rağmen kendilerine katılan gerici çevrelerin, cumhuriyet rejimini devirmek isteyen fırsatçıların da gizli faaliyet odakları haline geldi. Bu suretle şartların henüz müsait olmadığı bir dönemde, çok partili rejim, ister istemez bir süre daha ileriye bırakıldı.

Bu bakımdan Atatürk dönemini ve bu döneme egemen olan tek parti rejimini, Türkiye’yi çoğulcu demokrasiye ulaştırma yolunda gelecek için engelleri ortadan kaldırmayı amaçlayan, bu nedenle halkın siyasal ve sosyal eğitime önem veren bir zaman aralığı olarak yorumlamak gerekir.

Cumhuriyetimizin 97. Yıldönümü bütün milletimize kutlu olsun…

Mustafa Amca’nın Ardından
Bu hafta çok önemli bir değerimizi, Şereflikoçhisar’ın koca çınarı, gazeteci Mustafa Yücel’i son yolculuğuna uğurladık. Bütün ölümler gibi bu ölümde erkendi.  Sonbahar aylarında gözüken sert rüzgârlar büyük çınarı da devirdi, çok erken geldi bu yıl ölüm…

Hepimizde anlatmaya yetmeyecek hatırı, hatıraları, ödenemeyecek çok hakkı var. Öyle anlar oldu ki yaşadığı günleri anlatırken, gün geldi o günlere yeniden döndü, o anı yaşayarak anlattı, gün geldi hüzünlendi, gözleri doldu… Gün geldi heyecanlandı, gün geldi gülümseyerek anlattı… Bunun gibi pek çok anımız oldu sevgili Mustafa amcayla…

Yerel gazetelerin yaşaması, gelişmesi için kafa yoran, bunun yanında Şereflikoçhisar’ın her alanda gelişip kalkınması ve yaşam kalitesinin artması için de mücadele eden bir isimdi. Kısacası; sadece gazetecilik yaptı.

Bir Söz Vardır; “Bir kuşağın diktiği ağacın gölgesinde öteki kuşaklar serinler.” Ben ve seni sevenler senin gölgende serinlemeye devam edeceğiz.

Şimdi çok sevdiğin oğullarına kavuştun. Mekânın cennet olsun, Mustafa amca…




   28 Ekim 2020



Yönetici tarafından yazılan bu haber, 1399 defa okunmuştur.


YORUM YAZ


BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan ŞEREFLİKOÇHİSAR ÇENGEL GAZETESİ hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer KORİDOR Haberleri

Tümü

ilancomtr

Emekçioğlu

Ş.K.YEM

Tekin İnşaat

Yıldırım İnşaat

Hazır beton

Muammer'in Yeri




İzinsiz kopyalanamaz.

Adres : Çengel Gazetecilik - Matbacılık Ofset Tesisleri - Ekici Mah Ali Babacan Cad. Koçaş Pasajı No:16-20
Tel :0.312 687 1544
Faks : 0.312 687 1544
Bu site 0.047 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]
Dekorasyon Tavsiyeleri