13 Aralık 2017, 14:06 - Anasayfa // Kadın Gözüyle Haberi yazdır

ÇIHLA

ÇIHLA

Bu yazı rahmetli babam Mehmet YÜCEL'in ...


“Ankara’nın dibinde devlet olanaklarından yararlanamayan, kalkınmasını sağlayamamış, bir ilçe olmanın ezikliğini yaşıyoruz. Devletten yardım alamadık. Önceleri Ankara, sonra bölgemizden onlarca kişi bakan oldu. Bir faydasını görmedik. İl olacağız diye de on yıl kendimizi avuttuk. Sonuç sıfır.

Yanımızda Hirfanlı Baraj Gölü dururken, turizmin getireceği getiriden, tatlı su ürünlerinden yararlanamadık. Beş bin yıllık bir kent olmanın özelliğini taşıyoruz ama tarihimizin derinliklerine gidecek kazı çalışmaları yapamadık. E-90 karayolunun her türlü meşakkatini çekeriz. Her yıl kurban veririz, yolun ilçemize katabileceklerinden habersiz yaşarız. İki yüz yirmi bin türevi olan Tuz, hemen bitişiğimizde doğal kaynağından çıkartılır. Kimya sanayinin en önemli girdisidir. Değerlendiremedik. Bin üç yüze yakın aracımızın sayısının, dört yüzler civarında olduğu söyleniyor.

Tüm olumsuzluklarımız yetmiyormuş gibi, hiçbir temel dayanağı olmayan plansız programsız yeni İl’ler ve ilçeler yapma yanlışlığının içine düşürülmemiz ile üç kasaba onlarca kasaba konumunda köyümüzü kaybettik…

İlçe sınırları içerisinde kalan ve merkez ile ekonomik ilişkilerini sürdüren köylerin toplam nüfusları, bir mahalle nüfusu kadar bile olmuyor. Aşiret köyleri dediğimiz bazı Kürt köyleri ve büyük köylerimizden Akin’in ekonomik ilişkileri de Kulu ile.

Gizli göç başladı. Esnaf zor durumda. Siftah yapamayanların sayısı her geçen gün artıyor. İlçeye ekonomik girdi sağlayacak çok şeyimiz var. Kireç, alçı yatakları ve mermer yatakları.

Bunca olanağın dışında, istenirse Ankara’nın beslenme gereksinimini giderecek çok verimli toprağa sahibiz. Beypazarı’nı örnek alamadık bir türlü. Yatırım yapılmıyor, yatırımcı gelmesine öncülük edilmiyor. Küçük işlerle uğraşıyoruz. Belediyeye soktuğumuz asgari ücretten maaş alan geçicilerle, mutluluk arıyoruz.

Yoksulluğu kendimize kader yaptık! Yoksulluk, bize kader olmamalıydı.

Suçlu aramaya gerek yok. Suçlu hepimiz. Sen, ben o!

Kötü gidişi görüp susanlar, görmekte zorluk çekenler.

Yerel yönetimler, onların kazanmasına yardımcı olanlar.

Politikacılar, politikacıları bulundukları konuma getirenler.

Bürokratlar, bürokratların hizmet sunmaması karşısında susanlar.

Kişisel çıkarlarını ilçe çıkarlarının önünde tutanlar, bu insanlara şöyle veya böyle destek olanlar.

Öğretmenler, aydınlar, gençler, emekliler, çiftçiler, esnaf, sanatkarlar…

Kalkınmada gerçeği görmedik, görenleri dinlemedik. Sonuçta, yoksulluk kaderimiz oldu.

Eğer köyümüz Aliuşağı pazara Ağaçören’e, halk pazarlık bozmaya Aksaray’a, sanayi için Konya’ya gidiliyorsa nedenleri hakkında kendi kendimize çok soru sormalıyız.

Kendi yazdığımız yanlış kaderden kurtulmalı. Yatırım yapamıyorsak, gelebilecek yatırımcının alt yapısını hazırlamalı, yatırım yapması için gerekirse bedava arsa vermenin, değişik olanaklar sağlamanın yollarını bulmalı.

Bu ilçe on beşinci yüz yılda Sancaktı. Selçuklular döneminde ticaret merkezi. Yirmi yıl önce on dokuz milyarlık tatlı su ürünü satardık.

Her geçen gün geriye giden bizler, kötü kaderi değiştirmeye talip olalım. Her geçen gün, hatta saatler, dakikalar, saniyeler bizden çok şey götürüyor. Çocuklarımızın, ilçenin geleceğini götürüyor.

Müsaade etmeyelim, ne olur. Eğer çökme hızlanırsa, çöküş esnasında birilerini diğerlerinden ayıracak selektörünün olmadığını kavrayalım.

Kurtuluş zor değil. Bir hamlelik iş!”

Bu yazı rahmetli babam Mehmet YÜCEL’in 2000 yılında çıkardığı ‘Aylık Yöre Dergisi Çıhla’ da yayınlanan  ‘Yoksulluğu Kendimize Kader Yaptık.’ başlıklı yazısı. 13 Aralık gününün, ölüm yıldönümü olması sebebiyle onun kaleminden çıkmış bu yazıyı paylaşmak istedim.

Hayatını; haksızlıkların karşısında durarak mücadele etmekle, ilçe ve ilçe insanlarının menfaatlerini savunmakla geçiren memleket sevdalısı babamın tek gayesi (yine) ilçenin  sorunlarına  çözüm üreterek kalkınmasına katkıda bulunmak idi. Onurlu bir yaşam ve geride bıraktığı kitapları en büyük mirastır bize…   

Canım babam deriiiiinnnn bir özlem duygusu ile yâd ediyorum seni. Ruhun şad mekânın cennet olsun…



       14 Aralık 2017



Yönetici tarafından yazılan bu haber, 1038 defa okunmuştur.


YORUM YAZ


Sıla
Mekânın Cennet olsun hocam.Malesef böyle değerleri kaybetmekte ve anlamamakta üstümüze yok.Gerçekten çooooook üzücü :( Boşverin yaa bize ne gerek ileri görüşlü insan gibi insan?Bizim buralara iki beden büyük gelir böyle değerler
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan ŞEREFLİKOÇHİSAR ÇENGEL GAZETESİ hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Kadın Gözüyle Haberleri

Tümü

ilancomtr

Emekçioğlu

Ş.K.YEM

Tekin İnşaat

Yıldırım İnşaat

Hazır beton

Muammer'in Yeri




İzinsiz kopyalanamaz.

Adres : Çengel Gazetecilik - Matbacılık Ofset Tesisleri - Ekici Mah Ali Babacan Cad. Koçaş Pasajı No:16-20
Tel :0.312 687 1544
Faks : 0.312 687 1544
Bu site 0.063 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]
fidan istanbul ankara nakliyat otomatik garaj kapısı replika saat